Adana isminin kökeni çok eski tarihlere dayanmaktadır ve çeşitli efsaneler ile tarihi kaynaklarda farklı açıklamalar bulunmaktadır. En yaygın kabul gören teori, ismin Hititler dönemine kadar uzandığıdır. Hitit tabletlerinde geçen “Uru Adaniya” ifadesinin Adana şehrine işaret ettiği düşünülmektedir. Hititler, Anadolu’nun birçok bölgesine hükmetmiş ve Çukurova bölgesinde de önemli yerleşimler kurmuşlardır. Bu nedenle, “Adaniya” kelimesinin zaman içinde değişerek Adana’ya dönüştüğü tahmin edilmektedir.
Bir başka teori ise, Adana isminin Antik Yunan mitolojisine dayandığını öne sürer. Bu anlatıma göre, Adana ismi, gökyüzü tanrısı Uranos’un oğulları olan Adanos ve Saros kardeşlerinden gelmektedir. Bu mitolojik figürlerden Adanos’un, Çukurova bölgesine yerleşerek kendi adını şehre verdiği anlatılmaktadır. Aynı zamanda, bölgeden geçen Seyhan Nehri’nin antik çağda “Saros” olarak anılması da bu efsaneyle ilişkilendirilmektedir. Bu mitolojik köken, bölgenin antik çağlardaki önemini ve kültürel çeşitliliğini göstermektedir.
Roma ve Bizans dönemlerinde Adana, önemli bir yerleşim merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Roma kaynaklarında “Adana” ismiyle anılan şehir, dönemin ticaret yolları üzerinde stratejik bir konumda bulunuyordu. Arap-İslam fetihleri sırasında bölgeye gelen Müslüman topluluklar da Adana ismini korumuş, ancak bazı kaynaklarda “Ezene” veya “Edene” şeklinde yazıldığı görülmüştür. Bu dönemlerde şehir, birçok medeniyetin etkisi altında kalmış ve farklı kültürel izler taşımıştır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi fethetmesiyle birlikte, Adana ismi bugünkü şeklini alarak Osmanlı kayıtlarına girmiştir. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı’nın önemli yönetim merkezlerinden biri haline gelen Adana, verimli toprakları ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması nedeniyle her zaman stratejik bir öneme sahip olmuştur. Günümüzde de Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olan Adana, isminin kökeninde barındırdığı mitolojik ve tarihi geçmişiyle dikkat çekmektedir.