Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Kafkaslar’ın eteklerinde yer alan stratejik bir ilimizdir. Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu bölge, coğrafi konumu nedeniyle kültürel ve ticari etkileşimlerin yoğun olduğu bir noktada bulunmaktadır. Ardahan’ın ismi de tarihi süreç içerisinde bu etkileşimlerden beslenerek günümüze ulaşmıştır.
Eski çağlardan itibaren Ardahan ve çevresi, Urartular, İskitler, Kimmerler ve Medler gibi çeşitli kavimlerin hakimiyetinde kalmıştır. Urartular döneminde bölgenin “Erdahan” ya da “Artahan” gibi isimlerle anıldığına dair bulgular bulunmaktadır. Bu isimlerin, Urartu dilindeki “arta” (yüksek, kutsal) ve “han” (ülke, yer) kelimelerinin birleşiminden oluştuğu ve “kutsal yer” anlamına geldiği düşünülmektedir. Bölgenin doğal yapısı ve stratejik önemi, bu tür bir isimlendirmeyi destekler niteliktedir.
Orta Çağ’a gelindiğinde, bölge Gürcü krallıklarının ve daha sonra da Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarının etkisi altına girmiştir. Gürcü kaynaklarında Ardahan’ın “Artani” olarak anıldığı görülmektedir. “Artani” kelimesinin Gürcü dilinde yine “yüksek yer” veya “yüksek ülke” anlamlarına gelmesi, ismin coğrafi özelliklerle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Osmanlı dönemi kayıtlarında da bölgenin “Ardahan” adıyla yer aldığı ve bu ismin günümüze kadar korunduğu bilinmektedir.
Sonuç olarak, Ardahan ismi, bölgenin zengin tarihi ve kültürel mirasının bir yansımasıdır. Eski medeniyetlerin dillerinde “yüksek” veya “kutsal” anlamlarına gelen kelimelerin birleşimiyle oluşan bu isim, Ardahan’ın coğrafi konumunu ve tarihsel önemini vurgulamaktadır. Bugün Ardahan, geçmişinden gelen bu zenginliklerle kültürel kimliğini sürdürmekte ve ismiyle tarihine ışık tutmaktadır.