Bartın, Karadeniz kıyısında yer alan ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkan bir ilimizdir. Tarihi boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Bartın, zengin kültürel mirasıyla da dikkat çekmektedir. Bölgeye dair en eski yerleşim izleri M.Ö. 14. yüzyıla kadar uzanmaktadır ve Hatti, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans gibi medeniyetlerin etkilerini taşımaktadır.
Bartın isminin kökeni, antik çağlarda bölgeye verilen “Parthenios” adından gelmektedir. Eski Yunanca’da “bakire” anlamına gelen Parthenios, aynı zamanda mitolojide bir nehir tanrısının adıdır. Antik dönemde bugünkü Bartın Çayı, Parthenios Nehri olarak anılmakta ve bölge de bu adla bilinmekteydi. Parthenios Nehri, Karadeniz’e dökülen önemli bir su yolu olarak ticaret ve ulaşım açısından büyük önem taşımaktaydı.
Zaman içerisinde bölgeye hakim olan medeniyetlerin dilleri ve kültürleri doğrultusunda Parthenios ismi değişikliğe uğramıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanılan bu isim, Türklerin bölgeye gelişiyle birlikte yerel telaffuza uyarlanmıştır. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise Parthenios, Bartın olarak anılmaya başlanmış ve bu isim günümüze kadar gelmiştir. Dilsel evrim ve halk arasındaki kullanım, ismin bugünkü halini almasına katkı sağlamıştır.
Günümüzde Bartın ismi, hem ilin merkezi olan şehri hem de bölgeyi tanımlayan bir kimlik haline gelmiştir. Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmasının izleri, ismin kökeninde de kendini göstermektedir. Bartın, zengin tarihi ve kültürel birikimiyle, isminin köklü geçmişine sahip çıkmakta ve bu mirası gelecek nesillere taşımaktadır. Bölgenin doğal güzellikleri ve tarihi dokusu, Bartın isminin anlamını ve önemini daha da pekiştirmektedir.